Obezite Tanımı ve Cerrahi Tedavisi

Obezite vücutta standartlardan fazla sağlığı bozacak şekilde yağ birikmesi anlamına gelir. Obezitenin hesaplanmasında bireyin boyu ve kilosu üzerinden vücut kitle indeksi hesabı kullanılır. Vücut kitle endeksi (VKİ) kilogram olarak ağırlığın, metre cinsinden boy uzunluğunun karesine bölünmesiyle elde edilir. Elde edilen sonuca göre vücut kitle indeksi 30’un üzerinde ise birey obez, 40’ın üzerinde ise morbid obez olarak tanımlanır.

 

Diyabet pankreasın yeterli insülin üretememesi ve ya vücutta üretilen insülini etkili bir biçimde kullanamaması sonucu ömür boyu devam eden kronik bir hastalıktır. Teşhisinden itibaren insülin hücrelerinin yavaşça azaldığı gözlemlenir. Sağlıklı metabolizmalarda besinler glukoz (şeker) a dönüşmek üzere bağırsaklarımızda parçalanır, bağırsaklardan kana geçer ve kanda ki şeker oranını yükseltmeye başlar. Bu noktada pankreasın ürettiği insülin hormonu yardımıyla şeker hücrenin içine taşınır. Şayet; insülin hormonu vücutta yeteri kadar yoksa ya da işlevini yerine getiremiyorsa kanda ki şeker hücrelere taşınamaz ve kanda ki glukoz oranı yükselmeye devam eder. Sonuç olarak şeker hastalığı (diyabet) gelişmiş olur.

Obezite bir hastalık mıdır?

Obezite artık, uzun yıllardır algılandığı gibi fazla yemek ve kendini kontrol edememekten kaynaklanan kozmetik bir problem değildir. Başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere pek çok uluslar arası örgüt obeziteyi farklı çevresel, genetik ve psikolojik sebeplerden kaynaklanan kronik ve ilerleyici bir hastalık olarak kabul etmektedir. Obezite, vücutta aşırı derecede yağ birikmesi sonucunda oluşur. Kilo almadan, sağlıklı bir yaşam sürdürmek için bir günde yiyeceklerle aldığımız enerjinin, tüm gün harcadığımız enerjiyle birbirine eşit olması gereklidir. Harcadığımızdan fazlasını alıyorsak, harcanamayan bu fazla enerji vücutta yağ olarak depolanıp kilo alımına neden olmakta, bunun uzun süre devam etmesi sonucunda ise obezite gelişmektedir. ​

 

Obezite nasıl teşhis edilir?​

Vücudumuzun toplam ağırlığını oluşturanlar kas, kemik ve yağ dokuları ile bunun dışındaki diğer öğelerdir. Erkeklerde vücut ağırlığının %15-18’i, kadınlarda ise %20-25’ini yağ dokusu oluşturur. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30’un üstüne çıkması obeziteye neden olur. Obezitenin teşhisi için pek çok farklı yöntem kullanılarak vücuttaki yağ oranı hesaplanabilir, ancak bu yöntemler hem pahalı hem de zaman almaktadır. Bunun yerine tüm dünyada “Beden Kitle İndeksi” (BKİ) denen pratik bir hesaplama yöntemi kullanılmaktadır. Bu hesaplamaya göre bir sınıflama yapılmakta ve her grup için olası sağlık riskleri belirlenerek tedavi programlanmaktadır.

 

Obezite tedavi edilmezse ne olur?​

Obezite tek başına var olan kozmetik bir problem değil, pek çok organı ve sistemi etkisi altına alan kronik bir hastalıktır. Endokrin sistem üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle kadınlarda adet düzensizlikleri, infertilite (kısırlık) ve polikistik over sendromu, erkeklerde ise infertilite ve erektil disfonksiyon (iktidarsızlık) görülebilir. Bunun yanında kanda dolaşan yağ asidi miktarında artış olması nedeniyle insülin direnci ve tip 2 diyabet, kalp hastalıkları, hipertansiyon ve yüksek kolesterol, pankreatit ve safra kesesi sorunları gözlenebilir. ağırlığın yarattığı fiziksel stres nedeniyle uyku problemleri (uyku apne sendromu, hormala), nefes tıkanıklığı, eklem rahatsızlıkları ve bel problemleri oluşabilir.

En korkutucu tehlike ise kilolu ve obez kişilerde daha sık gözlenen kanser gelişim riskidir. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre sigara kullananlarda kanser gelişme riski %33 iken kilolu ve obezlerde bu oran %20’dir. En sık gelişen kanserler ise meme, rahim, rahim ağzı, kolon, yemek borusu, pankreas ve prostat kanserleridir. Tüm bunların yanında olumsuz psikolojik etkileri, obez hastaların hemen hepsini etkilemektedir.

 

Kilo kaybından sağlığımız nasıl etkilenir?

Tüm dünyada, kilo kaybının olumlu etkilerini değerlendiren pek çok bilimsel çalışma yapılmıştır. Bunların ışığında;

  • Vücut yağında 1 kg’lık azalma olması, sistolik kan basıncında (büyük tansiyonda) 2 mmHg, diyastolik kan basıncında (küçük tansiyonda) 1 mmHg düşme sağlamaktadır.
  • Her 10 kg kilo kaybı, total kolesterolde %10’luk bir düşüşe neden olmaktadır.
  • Kronik metabolik hastalıklar açısından yüksek riskli kişiler diyet ve egzersizle orta düzeyde kilo verdiğinde, 3-4 yıl içinde diyabet hastası olma riskleri %40-60 azalmaktadır.
  • Bir gün içinde alınan enerji miktarı %1 oranında kısıtlandığında, vücut ağırlığında 0.28 kg azalma olmaktadır.

Obezitenin tedavisi için kimlere ameliyat yapılmalı?

BKİ değeri > 40 kg / m² olan ya da 35 – 40 kg / m² arasında olup diyabet, hipertansiyon ve uyku apne sendromu gibi metabolik hastalıkları bulunanlarla, daha önce yaşam tarzı değişikliğini (diyet ve egzersiz) etkin bir şekilde denemiş ancak başarılı olamamış kişilerin obezitesini tedavi etmek için ameliyat düşünülebilir.

Örnek: 165 cm boyunda ve 120 kg ağırlığında bir kişi operasyona aday mıdır?

Beden Kitle İndeksi = Kilo (kg) / Boy (m)²

Beden Kitle İndeksi = 120 kg / 1,65 m x 1,65 m

Beden Kitle İndeksi = 120 kg / 2,72 m²

Beden Kitle İndeksi = 44,11 kg/m²

Örnekteki bu hasta, BKİ hesaplamasına göre “Morbid Obez” sınıfına girmektedir; ek olarak daha önce diyet ve egzersiz ile kilo vermeyi etkin bir şekilde denemiş ancak başarılı olamamış ise bariatrik cerrahi uygulaması için adaydır.

 

Cerrahinin avantajı nedir?

Obezite cerrahisi kısa sürede fazla miktarda kilo kaybı sağlayarak yaşam tarzında yapılan değişiklikler, diyet, egzersiz ve ilaç tedavileriyle elde edilenden çok daha olumlu, kalıcı ve etkili metabolik sonuçlar doğurmaktadır.Operasyonlardan sonra sakat kalma ve ölüm oranları günümüzde, ekiplerin artan deneyimleriyle birlikte safra kesesi ameliyatı ya da rahim ameliyatı gibi sıklıkla uygulanan diğer cerrahilerdekine benzer bir düzeye kadar azalmıştır. Obezite cerrahisinin etkinliği ve güvenilirliği üzerine yapılan bilimsel araştırmalarda, morbid obez olup ameliyat edilen ve edilmeyen hastalar karşılaştırılmış ve ameliyat edilmeyenlerin hem kalp hastalıklarına bağlı hem de tüm nedenlere bağlı ölüm risklerinin, ameliyat edilenlerden çok daha yüksek olduğu görülmüştür.

 

Obezite ameliyatlarında başarı neye bağlıdır?

Cerrahi başarı öncelikle doğru hasta seçimine bağlıdır. Çünkü hangi hastanın ameliyat edileceği ve hangi hastaya hangi ameliyat türünün uygulanacağı çok önemlidir. Tüm bu kararlar sadece cerrah tarafından değil, obezite tedavi ekibi tarafından tartışılarak verilmelidir. Bu ekip, endokrinoloji, psikiyatri, kardiyoloji, göğüs hastalıkları, anesteziyoloji-reanimasyon, genel cerrahi ve beslenme bölümlerinin konuyla ilgilenen deneyimli uzmanlarından oluşmalıdır. Temel prensip doğru hasta seçimi, iyi hazırlık ve başarılı sonuçtur. Ekibin değerlendirmeleri sonucu herhangi bir konuda problem tespit edilmesi, hastaya uygulanacak cerrahi girişimin ertelenmesine ya da tamamen iptal edilmesine neden olabilir.

Ömür boyu başarının anahtarı ise, ameliyat olacak hastaların süreci bilinçli ve farkında olarak geçirmeleridir. Unutulmaması gereken en önemli konu, bu ameliyatların sadece birer araç olduğu ve obeziteye bağlı gelişen hastalıkların tamamını kendi kendine tedavi edemeyeceğidir.Ameliyattan sonraki kilo verme sürecinde hasta kas kitlesini koruyup yağ dokusundan kilo verebilmek için, kendisine önerilen diyet ve egzersiz programını mutlaka uygulamalı, doktor takiplerine uzun dönemde de düzenli olarak devam etmelidir. Kaybedilen kilonun ömür boyu korunabilmesi için ise hasta öncelikle kendisini obeziteye götüren sebeplerin farkına varmalı ve sonraki yaşam tarzını bu gizli tehlikelerden kaçınacağı şekilde kökten değiştirmelidir.

 

Ameliyata hazırlık için neler yapılmalı?

Operasyondan sonra kısa ve uzun dönemdeki başarıyı etkileyen önemli faktörlerden biri de iyi hasta hazırlığıdır. Operasyondan önce, kilo alınmasına neden olan tiroid bezi hastalıkları, cushing sendromu gibi ya da obezite nedeniyle ortaya çıkan hipertansiyon, uyku apne sendromu, diyabet gibi metabolik bir rahatsızlığın olup olmadığı değerlendirilmektedir.Bunun yanında endoskopi ile midede gastrit, ülser ve reflü olup olmadığı araştırılır ve tespit edilen sorunlar medikal olarak tedavi edildikten sonra operasyon yapılır. Batın ultrasonu ile de hastanın safra kesesinde taş, çamur gibi problemlerin varlığı araştırılır. Olması halinde ise operasyon esnasında safra kesesi de alınır.

 

Hazırlık, ameliyat ve hastanede yatış süresi kaç gündür?

Yoğun bakımda ve hastanede kalış süreleri her hastanın yaşına, sahip olduğu hastalıklara ve operasyondan sonraki genel durumuna bağlı olarak değişmekle birlikte ortalama olarak 1hf-10 gün civarındadır. İl dışından ya da ülke dışından gelen hastalarımızı, operasyondan sonraki 4-5 günlük dönemde de yakından gözleyebilmek için İstanbul’da kalmalarını tercih edilmektedir. Bu süre zarfında hem cerrahi kontroller yapılmakta, hem de operasyondan sonraki yaşam tarzı ve beslenme konularında eğitim verilmektedir.

 

Ameliyattan sonra ne sıklıkta doktor kontrolü gerekir?

Doktor kontrolleri, hastanın sahip olduğu ek hastalıklara bağlı olarak doktor ve hasta tarafından belirlenmekle birlikte, sıklığı, zaman geçtikçe azalmaktadır.